Takım rollerine göre yılbaşında kişilerden nasıl hediyeler ve organizasyonlar bekleyebilirsiniz ?

 

pl

 

Mucit

Büyük ihtimalle kimselerin aklına gelmeyen son derece ilginç ve şaşırtıcı hediyeler alacaktır ya da kendisi hazırlayacaktır. Ancak aldığı tüm hediyelerin kullanışlı olmasını beklemeyin. Hediyeyi paketlemeyi ya da nereye koyduğunu unutabilir. Yılbaşı eğlencesinin de her zamanki gibi olmasını beklemeyin, sürprizlere karşılaşabilirsiniz.

 

 

ri

 

Girişken

İndirim fırsatlarını takip eder ve hediyelerini en iyi indirimden almaya çalışır ve alırken yine ustaca pazarlık yapar. Başkalarının hediye fikirlerini kopyalayabilir. Gideceği çok fazla yılbaşı daveti vardır.

 

 

co

 

Orkestra Şefi

Hediye alışverişlerini başkalarına yaptırır. Yılbaşı günü herkesi görevlendirir; süslemek, yemekleri hazırlamak ve parti düzenini ayarlamak için “en iyi” kişileri seçer. Dışarıdan alınacak bir kişi var ise bu iş için birini çoktan ayarlamıştır. İçecekler kimin göreviydi?

 

 

sh

 

İtici Güç

Yılbaşın arifesinde son dakika yapılan alışverişin hissettirdiği baskıyı çok sever. Akşam üzeri 4’de alışveriş merkezine gider ve çabucak tüm işleri halleder. Tam saat 8’de mutlaka herkesi bir araya toplar; fakat yemek sırasında büyük ihtimalle sakinlikten sıkılıp hararetli bir tartışma çıkartarak, enerjiyi yükseltmek isteyecektir.

 

 

 

me

 

Analitik

En iyi hediyeyi seçebilmek için saatlerce internet sitelerinde karşılaştırma yapar ve kullanıcı yorumlarını okur. Asla ciddiyetsiz ve önemsiz hediyeler almaz. Hem kullanışlı hem de fiyat avantajı sağlayan hediyeleri tercih eder. 

 

 

tw

 

Takım Oyuncusu

Kişilerin zevkine uygun en doğru hediyeyi almak için özen gösterir. Herkesin harika bir yılbaşı geçirdiğinden emin olmak ister. Yılbaşı hazırlığında ve sırasında çıkabilecek tüm tartışmaları ve stresi ortadan kaldırmak konusunda harikadır.

 

 

imp

 

Uygulamacı

Yılbaşı alışverişini yaparken pratik ve kullanışlı hediyeler almak ister.  Çok fazla sürprizlerden hoşlanmaz. Tüm yiyecek ve içecekleri akşamüstü saat 5’de hazır eder ve her şeyin sorunsuz ilerlemesi için hangi servisin saat tam kaçta sunulması gerektiğini bilir.

 

 

 

cf

Mükemmeliyetçi

Yılbaşı gününü hediyeleri en ince ayrıntısına kadar mükemmel olacak şekilde paketleyerek geçirir. Evi harika bir şekilde dekore eder, her köşeye yılbaşı ile ilgili güzel bir ayrıntı koyar. Parti için gerekli tüm yemekleri kendi yapmak ister, fakat gecenin ortasına doğru yorgunluktan kendini bir koltuğa atar.

 

 

 

sp

 

Uzman

En iyi hindiyi yapmanın yöntemini, kullanacağı sosları haftalarca önceden araştırır ve bunu size anlatmak ister. Kişilere hobilerine uygun hediyeler almaya çalışır. Yılbaşı sabahı da kendisine hediye edilen fotoğraf makinasının kullanıcı talimatlarını okurken bulabilirsiniz. 

Star Wars ve Belbin Takım Rolleri

star-wars-last-jedi-main

Star Wars: Son Jedi filmi 15 Aralık’ta Türkiye’de vizyona giricek. Star Wars hayranları çoktan fragmanı izleyip heyecanla bu tarihi beklemeye başladı bile. Biz de, Belbin Takım Rollerini kullanarak kült Star Wars karakterlerinin liderlik stillerini eşleştirmeye karar verdik. Çalışma hayatınızda daha çok Luke Skywalker gibi misiniz yoksa Darth Vader mi? Prenses Leia’nın mücadeleci ve savaşcı ruhuna mı sahipsiniz yoksa Yoda’nın cool duruşu ve zekasına mı?

Çok çok uzun zaman evvel dünyadan çok çok uzak bir galakside bir Jedi ya da bir Sith olsaydınız nasıl davranırdınız ?

George Lucas bir demecinde Star Wars’u 12 yaşındaki erkek çocukları için yazdığını söylüyor. Ne kadar ismimizin önüne bulunduğumuz konumları ekleyerek kendimizi tanımlasak da, kariyerimizin ve hayatımızın diğer basamaklarında zıplayarak yükseklere tırmansak da, kadın erkek farketmez hepimiz ruhumuzun derinliklerinde 12. yaşındaki o çocuğun kendisini büyükmüş gibi göstermeye çalışan bir versiyonuyuz aslında.

George Lucas’ın Mitolojiden esinlerek yazdığı değişik ırklardan kahramanların, insanlar ve robotlarla birlikte yaşadığı çok uzaktaki bu ütopik evren aslında bulunduğumuz evrenin masalsı bir destanla ortaya konulmuş hali adeta.. İyiler ve kötüler, budistlerin deyimiyle ying ve yang, tek tanrılı dinlerin melek ve şeytanı- Star Wars’da Jediler ve Sith’ler olarak karşımıza çıkıyor. Kötü olmadan iyiyi deneyimleyemediğimiz bu dünyanın kurallarını gayet zekice bir şekilde epik masallar silsilesi şeklinde sunuyor..

Asaletinden ödün vermeyen şövalye ruhlu, Obi Wan Kenobi Samurai ustalarının disiplini ile eğitilerek bulunduğu konuma geliyor. Belbin Takım Rollerinde Mucit rolüne yatkınlık gösteriyor. Zihnini sürekli çalıştıran, zor problemleri çözmekten hoşlanan ve yenilikçi fikirler sunan bir kişinin özelliklerini gösteriyor. Obi Wan aynı zamanda kişilerle etkin iletişim kurabilen, beraberindeki insanların yeteneklerinin farkına vararak onları doğru bir şekilde yönlendirebilen bir kimse olarak liderlik stilinde Orkestra Şefi’ne yatkınlık gösteriyor.

Luke Skywalker kendi hayal dünyasındaki hedeflere ulaşmaya çalışan bir diğer Mucit. Alışagelmiş sıkıcı hayat normlarının dışına çıkarak kendi yolunu belirleyen bir savaşçı.

Anakin Skywalker nam-ı diğer Darth Vader, küçüklük yıllarında yaptığı yenilikçi buluşlarla ve yoktan birşeyleri var etmesi ile Mucit Takım Rolüne yatkınlık gösteriyor. Sonraki yıllarda İtici Güç rolünün başarı azmi yüksek ve sonuç odaklı yaklaşımını sergilerken, güçlü liderlik özellikleri gösteren aynı rolün gelişim alanı olan baskın ve provakatif bir tarz da sergiliyor.

Han Solo da kendi fikirlerini ifade etmekten çekinmeyen, zorluklarla mücadele eden başka bir İtici Güç. Aynı zamanda konuşkan tarzı, farklı kişilerle etkin iletişim kurabilmesi ve arabuluculuk özellikleriyle Girişken Takım Rolüne de yatkınlık gösteriyor.

Prenses Leia ise kazanma azmi yüksek, rekabetten korkmayan ve kendi görüşlerinin arkasında durarak başkaldırmaya hazır, takımın hedefleri doğrultusunda diğerlerini arkasında sürükleyebilecek başka bir İtici Güç.

Yoda bir konu ile ilgili tüm seçenekleri değerlendiren, riskleri hesaplayarak Luke Skywalker gibi Mucit’lerin fikirlerinin uygulanabilirliğini sorgulayan yanı ile tam bir Analitik.

Tüm Jedi ustaları aslında karar verme aşamalarında duygusallığa kapılmadan, olayları objektif bir şekilde, somut verilerle değerlendiren bakış açılarıyla Analitik rolüne yatkınlık gösteriyor. Gücü canlı tutmak için duygusal tepkilerden arınarak ve daima mantıklı bir bakış açısıyla hareket etmeye özen göstererek, takımlarını hedeflerine ulaştırmaya destek oluyorlar.

C3PO ve Queen Padme ise kişilere destek olan, olumlu bir takım atmosferi yaratmak isteyen, kendi önceliklerinden ziyade takımın önceliklerine odaklanan insan odaklı yaklaşımları ile Takım Oyuncusu rolünün özelliklerini gösteriyorlar.

Organizasyon yeteneği kuvvetli, disiplinli, güvenilir, planlı bir şekilde çalışarak sistem kuran Uygulamacı Takım Rolüne ise Han Solo’nun çalışkan yardımcısı Chewbacca ve vefakar R2D2 yatkınlık gösteriyor.

Yüksek standartlar belirleyen, herkesin gözünden kaçırdığı detayları görerek, hataları gideren, zaman zaman gereksiz yere telaşlanmaya eğilimli Mükemmeliyetçi Takım Rolüne ise yine R2D2, belki bir yere kadar C3P0, Yoda, Chewbacca ve delege etmekten kaçınan, kontrolü elinde bulundurarak kendi yöntemleri ile ilerlemek isteyen tarzıyla Darth Vader da bu role yatkınlık gösteriyor.

Yoda ise Analitik rolünün yanı sıra aynı zamanda kendisini mesleğine adamış ve tek bir alana odaklanma eğilimi olan Uzman rolünün davranış özelliklerini gösteriyor. Özellikle “ 900 yıldır Jedi’leri eğitiyorum” söylemi tam bir Uzman’ın ifade edebileceği bir cümle. C3P0 da galaksiye ilişkin engin bilgileriyle ayaklı bir ansiklopedi olarak Uzman’a ilişkin davranış özelliklerini sergiliyor.

Bakalım heyecanla beklenen Star Wars: Son Jedi filminde eskiden tanıdığımız ve yeni karşılacağımız karakterler ne gibi davranış özellikleri gösterecekler?

Kendi gücünüzün hangi alanlarda olduğunu ve karşınızdaki Sith ya da Jedi arkadaşlarınıza, ya da Padawanlarınıza nasıl bir imaj yansıttığınızı öğrenerek Belbin profilinizi çıkartmak isterseniz;

www. sierradanismanlik.com sitemizi ziyaret edebilir, bizimle info@sierradanismanlik.com adresinden irtibata geçebilirsiniz.

İçinizdeki Gücün bir an önce uyanması dileğiyle…Güç sizinle olsun.

 

İş Hayatında Yaratıcılığımızı Ne Kadar Kullanıyoruz ?

Sierra Danışmanlık olarak Türkiye Temsilciliğini yaptığımız Belbin Davranış Envanterleri ile Türkiye’deki uluslararası ve orta ve büyük ölçekli şirketlerde çalışan farklı pozisyonlardaki 5000’nin üzerindeki beyaz yaka çalışanına ve toplam 22 farklı ülkede toplam 1 milyonun üzerinde kişiye uyguladığımız verilerden yola çıkarak Belbin Davranış Envanteri sonucunda kişilerin en fazla etki yarattıkları özelliklerini çıkarttık.

Elde ettiğimiz envanter sonuçlarını toplu olarak değerlendirdiğimizde Türkiye’de kişiler sergilemeyi tercih ettikleri davranış şekillerini tanımlarken kendilerini öncelikli olarak Girişken, Mükemmeliyetçi ve İtici Güç olarak tanımlamışlar.

Untitled1

Buna göre Türkiye’de çalışanlarda en çok dışa dönük, sosyalliğe son derece önem veren, yenilikleri araştırmaya meraklı, farklı insanlarla ilişki kurmakta başarılı, ikna etmekten hoşlanan, iletişimi yüksek bir profil ortaya çıkıyor.

Kişilerin hata yapmaktan korkması bundan dolayı da sorumluluk almakta çekimser kalmasına, yenilikçi fikirleri kendisi üretmek yerine daha önceden üretilmiş başarılı olan uygulamalar ile etki yaratmak istemesine sebep oluyor.

Belbin Takım Rolleri dilinde Mucit diye adlandırdığımız yenilikçi, yaratıcı eğilimleri olan, belirli kalıpların dışında düşünen, innovatif buluşlara imza atan davranış özelliklerinin en çok Ikea’nın da merkezi olan İsveç’de sergilendiği, bunu sonrasında Yeni Zelanda, Avustralya, Çin ve Amerika’nın izlediği belirlendi.

Türkiye ise innovatif çözümleri kendiliğinden geliştirmek konusunda arka planda kalırken, özellikle uluslararası şirketlerin merkez ofisleri tarafından geliştirilen fikirlerin doğru ve etkin bir şekilde uygunlaması yani operasyonel aşamalarda güçlü özellikler gösteren bir ülke olarak ön plana çıkıyor.

yaratici semsiye

Yaratıcı yönümüzü geliştirmek adına yurtdışındaki farklı uygulamaları ve alanımızdaki çalışmaları takip etmek, ilgili kongre ve konferanslara katılmak, sorgulayıcı bir zihine sahip olmak, herkesin fikirlerini aktardığı brainstorming toplantılarına zaman ayırmak, saçma olarak algılanacağını düşünmeden fikirlerimizi rahatça ifade edebilmek, bizden farklı fikirlere sahip olan kişileri yargılamayı bırakmak, zaman zaman ofisin dışında yaratıcılığımızı tetikleyecek farklı mekanlarda toplantılar yapmak önemli olacaktır. Bunun yanı sıra inisiyatif almayı tesvik eden yöneticiler de kişilerin innovatif yönlerini geliştirmelerine katkı sağlayacaktır.

Öte yandan genç yöneticilerin innovasyona daha açık, astlarının görüşlerine önem veren ve yaratıcı çözümler oluşturabilen özellikler gösterdiği belirlenmiştir. Sektörde kıdemli olan, daha eski toprak olarak adlandırabileceğimiz yöneticilerin ise bilinen metodlarla, doğru ve emin adımlarla ilerlemek isteyecek ancak yenilikçi fikirlere bir miktar temkinli yaklaşan davranışlar sergilediği gözlemlenmiştir.

 

Dünya Artık Ne Tarz Liderlerin Yönetimine İhtiyaç Duyuyor

A-Kaizen-Leaders-Role.jpg

Son yıllarda sözde gelişmiş ülkelerin lider adayları ve şeçilen liderlere baktığımızda dünyada artık elini sımsıkı masaya vurabilen, biraz despot, ben merkezci, kendisine milliyetçi süsü veren ama bir o kadar da ayırımcı liderlere doğru bir yönelim olduğunu görüyoruz. Senelerdir bastırıldığını düşünen alt sınıf herkesi ortak amaç doğrultusunda bir araya toplayan, olgun, insancıl uyumlu Belbin Takım Rolleri dilinde ifade edersek Orkestra Şefi tarzı bir yönetim tarzı sergileyen liderleri artık istemiyor. Yenilikçi bir yaklaşımdan ziyade geleneklere bağlı gibi görünün bağnaz bir tarz kabul görmeye başladı.

Kendi içerisinde zaten senelerdir ayırımcılık ve bölünmüşlükle yoğrulmuş, kendisini bütünün bir parçası olmaktansa hep bir öteki olarak hissetmiş bu halk sesini duyacak ve duyuracak liderlere ihtiyaç duyuyor. Artık bir süreliğine de olsa dünya belki de yıkılıp tekrar bütünleşmeye gitmeden önce içindeki ezilmişliği yalancıktan bir anti-elitist kısvesi altında yoğurarak dışa vuran liderler tarafından yönetilmeye doğru gidiyor.

Türkiye yıllardır her gün yerini daha da sağlamlaştıran bir İtici Güç lider tarafından yönetiliyor. Belbin dili ile konuştuğumuzda İtici Güç’ler dinamik ve mücadelecidirler, zorluklardan motive olurlar. Engelleri aşma cesareti ve enerjileri vardır. Baskın kişilikleri vardır. Agresif olabilirler, çatışma yaratmaya meyilli provakatif davranma eğilimleri vardır, insanları gücendirebilirler.

Avrupa ile gelişen son olaylara da baktığımızda Avrupa’nın üstün ırkı hiçbir şekilde Müslümanları istemiyor. Avrupanın siyahi ırkı Müslümanlar, Amerika’daki Afrikalı Amerikalılar gibi maalesef bazı istisnalar haricinde dışlanmaya mahkum bir kaderin dışına çıkamıyor. Her ne kadar yönetimde laiklikten bahsetsek de bütün dünyayı aslen hala ne yazıkki bitmek bilmeyen ayırışımın en büyük sebeplerinden biri olan din yönetiyor. Önümüzdeki farklı bir yüzyılda din kavramının olmadığı, kişilerin kendi iç benlik kavramı içerisinde kendilerine olan inançlarının ön planda olduğu bir dünya düzeninde daha birlikten bahsetmek mümkünken şu an prim yapan liderlik ayırıştırarak “biz ve onlar” arasındakı çizgiyi net bir şekilde çizen bir liderlik modeli ne yazık ki.

Amerika ise Orkestra Şefi gibi demokrat bir liderlik anlayışına sahip Obama’dan sonra artık İtici Güç gibi baskın ve aynı zamanda Girişken özelliklerine de sahip, dışa dönük, bol parıltılı, insan odaklı, siyasetten ziyade sabun köpüğü dedikodu programlarına meraklı, girişimci, bir işin başlangıç aşamasında heyecanı yüksek ancak sonrasında zorlayıcı görevlerle çalışmak istemeyecek bir lider tarafından yönetiliyor. Bir Cumartesi Gecesi Eğlencesi tadındaki programların ratinglerinin yükselmesine neden olan Trump, aslında kendisinin başkan seçilmesinin de bir şaka niteliğinde olmasının gayet farkında olan ama bu şakayı bir Hollywood filminin parıltılı, egosentrik ve ukala bir karakteri olarak oynamaya hazır bir başrol oyuncusu olarak sergiliyor.

Türkiye’de şu ana kadar binlerce kişi üzerinde uyguladığımız Belbin uygulamalarında da orta ve üst düzey yöneticilerde sıkça gördüğümüz liderlik profili İtici Güç. Kişiler kendilerine sorumluluk verecek bir liderden ziyade onları disipline edecek, korkutarak belki biraz da kırbaçını çıkararak ama aynı zamanda da onları sahiplenip motive ederek yönetecek bir İtici Güç’e ihtiyaç duyuyorlar. Bunun yanı sıra Belbin de Girişken olarak nitelendirdiğimiz takım rolü özelliğine sahip, sosyal tarafı güçlü, her ortama kolay uyum sağlayıp, sohbete katılacak, gerektiğinde belki masaya elini vuracak ve sözünü dinletecek bir kimseye ihtiyaç duyuluyor.

Ezber kültürü ile yetişmiş bir millet olarak bizi düşünmeye teşvik edecek, demokrat yaklaşıma sahip liderler yerine sözünden dışarıya çıkmaya korkacağımız, söylediklerini sorgusuz sualsiz kabul etmekten rahatlık duyacağımız baskın kişiliği ve karizmasıyla bizi büyüleyecek liderlere ihtiyaç duyuyoruz.

Umarım bir gün Belbin ile verdiğimiz takım eğitimlerinde de kişilere göstermek istediğimiz gibi herkesin farklı özelliklerinin aslında bütünün parçalarını oluşturduğunu, tamamıyle birbiriyle aynı düşünen ve aynı şekilde davranan robotik bir takım ortamı içerisinde kendimizi tekrar etmenin ötesine gidemeyerek, varoluşumuzun asıl amacı olan gelişimi hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceğimizi anlarız.

 

Türkiye’deki Beyaz Yaka En Çok Hangi Davranışları Sergiliyor ?

Sierra Danışmanlık olarak Türkiye Temsilciliğini yaptığımız Belbin Davranış Modeli ile Türkiye’deki orta ve büyük ölçekli şirketlerde çalışan farklı kademe pozisyonlardaki 2000’nin üzerindeki beyaz yaka çalışanının davranış özelliklerini çıkarttık.

Elde ettiğimiz envanter sonuçlarını toplu olarak Takım raporunda değerlendirdiğimizde kişiler sergilemeyi tercih ettikleri davranış şekillerini tanımlarken kendilerini öncelikli olarak Girişken, Mükemmeliyetçi ve İtici Güç olarak tanımlamışlar.

Going Viral

Buna göre dışa dönük, sosyalliğe son derece önem veren, farklı insanlarla ilişki kurmakta başarılı, ikna etmekten hoşlanan, iletişimi yüksek bir profil ortaya çıkıyor. Bunun yanı sıra hata yapmaktan korkan belki bundan dolayı da sorumluluk almakta bir miktar çekimser kalacak, detaycı ve işler istenildiği gibi gitmezse telaşa kapılacak ve koordinasyonu sağlamakta zorlanacak bir çalışan profili de ortaya çıkıyor.

Yöneticilik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda daha çok baskın bir yaklaşım sergileyecek, kişileri hedefler yönünde motive ederken kontrolü elinden bırakmak istemeyecek bir lidere ihtiyaç duyulduğuna işaret ediyor. Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş ülkelerde daha fazla tercih edilen, doğru işi, doğru kişiye delege ettikten sonra kişilere bağımsız çalışma alanı tanıyan daha demokrat bir liderlik özelliği olan Orkestra Şefi tarzı bir lider ise en son tercih edilen davranış özelliği olarak seçilmiş. Bu sonuçlar gösteriyor ki daha çok ne yapılması gerektiğini net bir şekilde tanımlayacak ve disiplini elden bırakmayacak yöneticilere ihtiyaç duyuyoruz.

Çalışanlar olarak ise kendi başımıza çalışmaktan ziyade bir takım içerisinde olmak ve yöneticiler tarafından motive edilmek istiyoruz. Bunun yanı sıra kişilerin sosyal ve iletişime açık bir yaklaşıma sahip olmaları işlerin biraz da arkadaşlık ilişkileri üzerinden yürüdüğünü, sosyal olarak da iş dışında görüşmenin iş ilişkilerini olumlu yönde etkilediğini gösteriyor.

Ülkemizin liderlik kültüründe de bolca bulunan kendi fikirleri konusunda ısrarcı olmak ve baskın bir şekilde kendini ön plana çıkarmak göze çarpan bir özellik olarak değerlendirilirken, daha çok uyum ve işbirliğini destekleyen ve arka planda kalmaktan hoşlanan Takım Oyuncusu özelliği ise en son sıralarda değerlendirilmiş. Bu da aslında sosyal iletişimi güçlü olmayan ve kendisini baskın bir şekilde ortaya koyamayan kişilerin kendi farklı yeteneklerini ortaya çıkaracakları ortamı bulmakta zorlanacaklarını gösteriyor.

Untitled2Untitled1

Belbin’de kişinin yalnızca kendi değerlendirmelerini baz almayarak aynı zamanda kişilerin beraber çalıştıkları ast, üst ve aynı seviyedeki takım arkadaşlarından oluşan değerlendiricilerden gözlemci verileri topladık.

Gözlemcilerin bizimle ilgili görüşlerini kendi kişisel değerlendirmemizle karşılaştırdığımızda farklı sonuçlara ulaştık. Sonuçlardaki en fazla göze çarpan özellik kişilerin kendilerini Uygulamacı olarak yani sistem kuran, planlamaya önem veren, disiplinli bir çalışan olarak görürken, gözlemcilerin bu özelliği en arka sırada değerlendirmeleridir. Ancak buna karşılık gözlemcilerin en göze çarpan özellik olarak değerlendirdiği sosyal bir rol olan Girişken rolü de kişilerin kendilerini değerlendirmesinde sonlarda yer almıştır.

Bu sonuçlar da gösteriyor ki her ne kadar sosyal ve iletişimi güçlü özellikler sergilesek de daha çok kendimizi disiplinli bir çalışan, planlı, programlı ve sistem kuran bir kimse olarak tanıtmak istiyoruz.

Genel olarak baktığımızda da bu özellikleri daha çok Kuzey Avrupa ülkelerinde yaşayan kişiler gösteriyor. Disiplinli ve sistematik çalışırken sosyal ilişkiler kurmak ve baskın bir liderlik özelliği sergilemek konusunda daha arka planda kalmayı tercih ediyorlar.

Türkiye gibi duyguları ile hareket etmeyi tercih eden Akdeniz ülkelerinde ise mantıklı yargılara vararak, sistemli bir şekilde işleri tamamlamak yerine biraz daha baskın, ani tepkilerde bulunabilen ve yöneticileri ve takım arkadaşları ile kurduğu iletişim ölçüsünde potansiyelini ortaya çıkaran bir çalışan profili ortaya çıkıyor.

Türkiye nasıl bir lider istiyor ?

secim

Seçim sonuçlarını Sierra Danışmanlık olarak temsilciligini yaptığımız Belbin davranış envanteri dilinde değerlendirerek Türkiye nasıl bir lider istiyor sorusunu cevaplarsak;

Belbin’de tercih ettiğimiz davranış özelliklerini içeren 9 farklı rolden bahsediyoruz. Tayyip Erdoğan, ‘İtici Güç’ olarak tanımladığımız rolü sergiliyor. İtici Güç’ler her zaman lider olmak isterler, dinamik ve mücadelecidirler, zorluklardan motive olurlar. Engelleri aşma cesareti ve enerjileri vardır. Baskın kişilikleri vardır. Agresif olabilirler, çatışma yaratmaya meyilli provakatif davranma eğilimleri vardır, insanları gücendirebilirler. Kemal Kılıçdaroğlu ise ‘Takım Oyuncusu’ olarak tanımladığımız rolü sergiliyor. Takım oyuncuları uyumlu ve anlayışlıdırlar, yerine göre davranmasını bilirler. Lider olmaktan ziyade arka planda kalmayı ve önde olan kişilere destek olmayı tercih ederler. İnsanları dinler, destekler, anlaşmazlık ve çatışmayı önlemeye çalışırlar. Zor durumlarda kararsız kalabilirler.

Kılıçdaroğlu, ekonomi ve refah düzeyinin yüksek olduğu, çok fazla çalkantının olmadığı, daha sakin ve sade, aynı tarz hayat şekline sahip insanların olduğu Kuzey Avrupa ülkelerinde halkın tercih edeceği başbakan olabilir. Ancak Türkiye gibi dinamik, kendi içinde farklı kültürler barındıran, düzensizliğin norm olarak kabul edildiği, bireysellikten ziyade toplum bilincine önem vererek kendi başına hareket etmek yerine kendisine ne yapılması gerektiğini söyleyecek bir lidere ihtiyaç duyan ülkelerde Erdoğan tercih edilecektir. Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün kurduğu modern ve laik ülkenin arka plandaki sessiz takipçisi olurken seçim sonuçlarından anladığımıza göre Türkiye’nin büyük bir çoğunluğu Ortadoğu’nun son padişahı zihniyeti ile baskın ve manipülatif bir lider tarafından yönetilmek istemektedir.

Belbin takım rolleri kavramına baktığımızda 9 rol içerisinden 3 tanesi güçlü liderlik özellikleri içerir. Bunlardan biri İtici Güç, diğerleri ise Orkestra Şefi ve Analitik’dir. Bu tabloya baktığımızda Ak Parti iktidarını devirmenin yolu, başında Takım Oyuncusu rolüne sahip, daha çok arka planda kalmayı tercih eden mütevazi bir kişilikle yönetilen CHP’nin muhalefetiyle ne yazık ki mümkün olmayacaktır. Bunun yerine yine liderliği ele alacak ancak bunu yaparken Orkestra Şefi gibi demokratik bir yaklaşım sergilerken doğru stratejileri kurgulayacak Analitik özelliklerine sahip bir kimsenin yönetimine ihtiyaç vardır. Orkestra Şefi olgun ve özgüvenlidir. Hedefleri netleştirir,fikir üretmek üzere insanları bir araya getirebilir. Diğerlerinin fikirlerine önem verir. Kişilere güven verir. Analitikler ise geniş ve stratejik bir bakış açısına sahiptirler, somut verilerle ilerler, tüm olasılıkları göz önünde bulundurarak planlarını oluşturur ve taktik geliştirirler.

Türkiye’de şu ana kadar 2000 kişinin üzerinde yaptığımız Belbin uygulamalarında da orta ve üst düzey yöneticilerde sıkça gördüğümüz liderlik profili İtici Güç. Kişiler kendilerine sorumluluk verecek bir liderden ziyade onları disipline edecek, korkutarak belki biraz da kırbaçını çıkararak ama aynı zamanda da onları sahiplenip motive ederek yönetecek bir İtici Güç’e ihtiyaç duyuyorlar. Ezber kültürü ile yetişmiş bir millet olarak bizi düşünmeye teşvik edecek, demokrat yaklaşıma sahip liderler yerine sözünden dışarıya çıkmaya korkacağımız, söylediklerini sorgusuz sualsiz kabul etmekten rahatlık duyacağımız baskın kişiliği ve karizmasıyla bizi büyüleyecek liderlere ihtiyaç duyuyoruz.

Takım Çalışması Üzerine Yapılan Araştırmalara Göz Atacak Olursak

teamwork

Harvard Üniversite’sinde yapılan son araştırmalar göre çalışanların ancak %25’i takım çalışmasının önemine inanıyor. Özellikle 18-24 yaşları arasındaki gençler takımın önemini vurgulasa da çoğu zaman yalnız çalışmayı tercih edeceklerini belirtiyorlar.

Bir takımın üyesi olarak çalışan kişilere sorulduğunda %68’i takım çalışmasına temkinli yaklaşmalarının nedeninin birbiriyle çatışan kişilik özellikleri ve içiçe geçmiş takım dinamiklerinden kaynaklandığını belirtiyor. Farklı kişiliklere sahip insanlarla işbirliği halinde olmak bazı durumlarda mücadele gerektirebiliyor.

Amerika’da yapılan araştırmalar iş hayatına atılmadan önce üniversite mezunlarının takım çalışması yetkinliklerinin geliştirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Kariyerinin başındaki gençlerin işbirliği, takım çalışması ve çatışma yönetimi konularında başarılı olması iyi bir çalışan ve yönetici olmalarını desteleyen özelliklerin başında geliyor.

Takım içerisinde çalışan kişilerin %40’ı takım üyeleri arasında sözlü çatışmaların oluştuğunu ve bunların %15’nin de fiziksel çatışmalara dönüştüğünü belirtiyor. Araştırmaya katılan kişilerin %40’ı takım üyelerinden birinin diğer kişiyi yanlış giden işlerle ilgili suçladığını, %32’si de takım üyelerinin başka bir takım üyesiyle ilgili dedikodu çıkarttığını belirtiyor.

Tüm bu araştırma sonuçları gösteriyor ki birey olarak kendi performansımıza odaklanırken beraber iletişim halinde olduğumuz çalışma arkadaşlarımızla da işbirliğine dayalı ilişkiler oluşturmamız gerekiyor. İstesek de istemesek de,  bireysel çalıştığımızı düşünsek de bir organizasyonun parçalarını oluşturuyoruz ve birbirimizin farklılıklarına saygı göstererek birlikte performansımızı yükseklere taşımamız gerekiyor.